Almanya'nın doğusunda yabancı düşmanlığı ve İslamofobi tehlikesi

Tarih: 
Kasım, 2019
Ülke: 
Almanya

Almanya, "utanç duvarı" olarak hafızalara kazınan Berlin Duvarı'nın yıkılışının 30'uncu yılını kutlarken, özellikle doğu eyaletlerinde artan "yabancı düşmanlığı" ve "İslamofobi", ülkenin ulusal güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor.

Berlin Duvarı'nın yıkılmasından 30 yıl sonra Alman yetkililer, ülkenin doğusundaki "aşırı sağ ideolojinin" yükselişiyle mücadele etmek zorunda kalıyor.

Bu yükselişe en önemli kanıt, 24 Eylül 2017'de yapılan 19'uncu Almanya Federal Meclisi seçimlerinde, Almanya'nın doğusundaki eyaletlerin bazı bölgelerinde en popüler parti olarak aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisinin (AfD) 94 milletvekili çıkartarak, ilk defa meclise girmesi oldu.

Federal Alman hükümeti uyarılar yapıyor

AfD'nin, İslamofobi ve yabancı düşmanlığının şok edici yükselişinden nemalanması dikkat çekiyor.

Federal Alman hükümeti, Almanya'nın Birliği hakkında hazırlanan yıllık raporda, ülkenin doğusundaki eyaletlerde yabancı düşmanlığının toplumsal uyum için tehlike oluşturduğu konusunda uyarıyor.

Raporda, doğudaki eyaletlerde bulunan mülteci merkezlerine, camilere ve İslami kültür merkezlerine saldırıların defalarca tekrarlanması, yabancı düşmanlığı içeren şiddet eylemlerinin Almanya'nın ulusal güvenliği için ciddi tehlike oluşturduğuna dikkat çekiliyor.

Yabancı düşmanlığı saikli cinayetler

Bu tehlikenin bir örneği, Doğu Almanya merkezli Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) isimli Neo-Nazi terör örgütünün, Almanya'da 2000-2007'de yabancı düşmanlığı saikli cinayetlere karışması olarak ifade ediliyor.

Ülkede 2000-2007'de 8'i Türk 10 kişiyi öldürmek, 2 bombalı saldırı ve 15 banka soygunu yapmakla suçlanan NSU terör örgütü üyelerinin varlığı ve cinayetlerdeki rolü, 4 Kasım 2011'de tesadüf sonucu ortaya çıkmıştı.

Alman makamlarının, çoğunluğu Türk işletme sahibine yönelik 10 cinayeti birbirine bağlaması ve bunların NSU'yu işaret etmesini bulması 10 yıl sürmüş, bu da Alman Parlamentosunda bir araştırma komitesi kurulmasına ve güvenlik birimlerinin aşırı sağa karşı kör kaldıkları yönünde ulusal tepki oluşmasına neden olmuştu.

Ülkedeki politikacılar, aşırı sağcıların ölüm tehditlerine maruz kalıyor

NSU'nun ırkçı saldırıları, bugünlerde halen yankılanıyor. Geçen haftalarda, Alman siyasetinin önde gelen politikacıları, aşırı sağcıların ölüm tehditlerine maruz kaldı.

Aşırı sağın güç kazanması, diğer partilerin de bu tür demokrasi karşıtı ve ayrımcı söylemleri benimsemesi, hem Müslümanlara ve yabancılara hem de sağcıların karşısında yer alan Almanlara karşı şiddet eylemlerini artırması da dikkat çekiyor.

Geçen yaz, bu tehditlerden biri eyleme dönüştü. Hessen eyaletinde Haziran 2019'da CDU'lu (Hristiyan Demokratlar) Bölge Valisi Walter Lübcke, aşırı sağcı bir teröristin silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetti.

Yabancılara karşı ılımlı yaklaşımıyla tanınan Lübcke'nin aşırı sağcılara açıkça meydan okuması, hayatını kaybetmesine neden oldu.

Benzer şekilde aşırı sağcı gruplar, Saksonya eyaletinin SPD'li (Sosyal Demokratlar) Entegrasyon Bakanı Petra Köpping'i ölümle tehdit etti.

Almanya'nın doğusundaki Halle kentinde, 10 Ekim'deki Yahudi bayramında toplu katliam yapmak için sinagoga girmeye çalışan aşırı sağcı bir kişinin düzenlendiği silahlı saldırıda 2 kişi yaşamını yitirdi.

Kaynak: TRT Haber